Siddetli Yagmurun Macerasi

Bugün sabahtan belliydi aslında havanın yağmurlu olacağı ama ben nedense bir hırka ve şemsiye almayı düşünememişim! İşe geç kalıyorum psikolojisiyle olsa gerek. Bütün gün hava bozuktu, daha sabah saatleri olmasına rağmen hava geceye bürünmüştü adeta. Böyle havalar da hep kasvet verir bana, içim bir tuhaf olur ister istemez. Bir de fırtınalı yağmur başladı mı tam oldu.. :) Bir yandan da etrafa saldığı o mis gibi toprak kokusu muhteşemdi!..
Akşama kadar bardaktan boşalırcasına yağdı yağmur ve akşam iş çıkışında arkadaşlarla dışarı çıktığımızda şoke olduk, her yer küçük göletlere dönmüştü, akan sel suları da cabasıydı ve o yağmurda yürüyerek durağa gitmek bile akıl kârı değildi! hepimiz de hazırlıksız gelmiştik çünkü o gün, bir şemsiyemiz dahi yoktu yanımızda. Biraz yağmurun durmasını beklemek için optiğe Sebahat ablanın yanına gittik. Gider gitmez ilk söylediği şey; "sen ince giyinmişsin, dur hırka getireyim sana üşürsün" dedi ve kendi hırkasını getirdi, sağolsun Sebahat ablamız ilk yardım gibidir!.. :) Bir de kocaman bir şemsiye verdi bize sağolsun.. :)  Beklerken baktık yağmurun dineceği yok, 3 arkadaş yola koyulduk. Daha birkaç adım atmışken ayaklarımız komple ıslandı, ayrıca otobandan karşıya geçerken saygısız sürücünün üzerimize sıçrattığı bir kova suyla da tamamen ıslandık.

Durak çok kalabalıktı, bir yandan trafik, bir yandan taşıt kıtlığı insanı resmen sinir ediyordu.. Emrah ve Asuman ilk gelen minibüse kalabalık da olsa bindiler, benim otobüsüm bir türlü gelmedi! tam 50 dk otobüs bekledim! Burası İstanbul, malum... İstanbul'un çilesinden bir kareydi yaşadığımız, maceralı bir günün ardından aldığım ders ise: bozuk havalarda yanıma mutlaka bir şemsiye ve yedek bir hırka almak düşüncesi oldu. :)


1 Dear Comments❤ :

İzleyiciler